İçeriğe geç
Adana Bakış

Gündelik meraklara farklı pencereler açar

Psikoloji

Kitap Bitirememe Sorunu Gerçekten İrade Meselesi mi

Yarım kalan kitaplar bir başarısızlık değil. Seçim, ortam ve beklenti üzerinden okuma alışkanlığını yeniden kurmak.

Barış Ertemel 3 dk okuma

Bir kitabı yarıda bırakmak, birçok kişinin sessizce taşıdığı küçük bir suçluluk kaynağıdır. Başucunda ikinci bölümünde durmuş üç kitap vardır, kitaplıkta yarısı okunmuş beş tane daha. Kişi bunu bir irade sorunu olarak yorumlar: "Ben okumayı beceremiyorum." Oysa bitirememe, çoğu zaman iradeyle değil, seçim, eşleşme ve beklenti yönetimiyle ilgilidir.

İlk mesele, okumaya atfedilen anlamdır. Kitap, kültürel olarak bir ödev gibi kodlanmıştır; bitirilmesi gereken, ölçülen, hesabı sorulan bir şey. Bu çerçevede her yarım kitap bir başarısızlık raporuna dönüşür. Oysa aynı kişi bir dizinin ikinci bölümünde vazgeçtiğinde hiçbir suçluluk hissetmez. Fark kitapta değil, kitaba yüklenen ahlaki ağırlıktadır.

Yanlış kitap, yanlış zaman

Bitirilemeyen kitapların büyük kısmı kötü kitap değildir; yanlış zamanda açılmış kitaplardır. Yorgun bir dönemde yoğun bir metin, dağınık bir dönemde çok karakterli bir roman, hızlı bir hayatta ağır tempolu bir anlatı doğal olarak tutmaz. Aynı kitap iki yıl sonra elinize geçtiğinde bir çırpıda bitebilir. Bu, kitabın değil okurun değiştiğini gösterir.

Bir diğer yaygın sebep, başkasının listesini okumaya çalışmaktır. "Herkesin okuması gereken" listeleri, ortalama bir beğeniyi temsil eder ve kimsenin kendi beğenisi ortalama değildir. Kendi ilgi alanınıza yakın duran bir konuyla başlamak, en prestijli başyapıtla başlamaktan çok daha yüksek bitirme ihtimali taşır.

Dikkatin gerçek yapısı

Okuma güçlüğünün bir bölümü dikkatle ilgilidir, ama sanıldığı gibi "dikkat süresinin kısalması" biçiminde değil. Asıl sorun, okumanın yarışa girdiği ortamda gerçekleşmesidir. Telefonun görüş alanında olduğu bir odada okumak, sürekli hafif bir bölünmeyle okumaktır. Kitabı ayrı bir odaya, telefonu ayrı bir odaya koymak, çoğu kişide okuma süresini birkaç katına çıkarır.

Sayfa hedefleri de çoğu zaman ters teper. "Günde elli sayfa" gibi bir hedef, kötü bir günde tamamen vazgeçmeye yol açar. Bunun yerine süre belirlemek daha esnektir: on beş dakika okumak, yoğun bir günde bile gerçekçidir ve zincirin kopmasını engeller. Zincir korunduğu sürece hız kendiliğinden artar.

Bırakma iznini kendine vermek

Paradoksal biçimde, kitap bitirme oranını en çok artıran şey, bırakma iznidir. Yüz sayfa kuralı bunun için pratik bir ölçüdür: yüz sayfa sonunda hâlâ isteksizseniz kapatın. Bu izin var olduğunda okur, kitap seçerken daha cesur davranır, daha çok kitap dener ve doğal olarak daha çok kitaba bağlanır.

Bırakılan kitabı raftan çıkarmak da rahatlatır. Görüş alanında duran yarım kitap, her gün sessiz bir hatırlatma yapar. Onu rafın arkasına koymak, "vazgeçtim" demek değil, "şimdi değil" demektir. Çoğu kitap zaten bir gün geri döner.

Kitabın fiziksel özellikleri de sanılandan çok daha belirleyicidir. Küçük punto, sıkışık satır aralığı, ağır bir cilt ya da kötü kâğıt, farkında olmadan okuma isteğini düşürür. Aynı metnin ferah dizilmiş bir baskısına geçmek, bazı okurlarda tek başına bitirme oranını yükseltir. Zorlandığınız bir kitabı bırakmadan önce farklı bir baskısını denemek, çoğu zaman akla gelmeyen ama işe yarayan bir çözümdür.

Aynı anda kaç kitap

Bazı okurlar tek kitapla ilerlerken bazıları üç dört kitabı birlikte götürür ve ikisi de geçerlidir. Birden fazla kitap okumak, ruh haline göre seçim yapma imkânı verir; yorgunken hafif olana, dinçken ağır olana geçilir. Ancak sayı arttıkça hiçbirine gerçekten girememe riski doğar. İki kitap çoğu kişi için dengeli bir sınırdır: biri kurmaca, diğeri değil.

Okuma saatini sabitlemek de birçok kişide belirleyici olur. Her akşam aynı saatte, aynı koltukta okumak, zihni birkaç hafta içinde koşullandırır ve kitabı açtığınız anda dikkat kendiliğinden toplanmaya başlar. Rastgele boşluklarda okumaya çalışmak ise her seferinde sıfırdan başlamak gibidir.

Kitap bitirememeyi bir kişilik özelliği gibi taşımak gereksiz bir yüktür. Okuma, biriktirilen bir alışkanlıktır ve alışkanlıklar sürtünme azaltılarak kurulur. Doğru kitabı seçmek, doğru ortamı hazırlamak ve vazgeçmeyi meşrulaştırmak, iradeyi zorlamaktan çok daha etkili üç müdahaledir. Bir kitabı bitirdiğinizde asıl kazandığınız şey o kitap değil, bir sonrakini açacak istektir.